Amerika'nın Gerçek Yüzü
  Milliyetçileri düşman görmek
 

Ülkesini sevenlere tahammülleri yok

ABD, milliyetçi kimliğini koruyarak emperyalizme tavır alabilecek siyasetçileri iktidardan uzaklaştırıyor.

Ortadoğu’da Afganistan ile başlayan ve Irak ile devam eden ’demokrasi projesi’, ABD’nin üniversitelerinde doğmuş, mayalanmış ve uygulanmış senaryosundan başka bir şey değildi. Senaryo gereği, ABD, başka ülkelerin içişlerine, siyasal ortamına, resmi organlarıyla doğrudan karışmayacak, günün konjonktürüne göre ’anti-komünizm’, ’hürriyet’ya da ’demokrasi’adı altında bu ülkeleri dolaylı olarak yönetme yoluna gidecekti.

Her yeri karıştırdı
Bunun için ise öncelikle ülkelerdeki çok kültürlü yapı pekiştirilecek, etnik gruplar örgütlenecek ve ulus-devletler kamplara bölünerek bu grupların birbirleriyle çatışması sağlanacaktı. Amaç, milli kimliklerini koruyan, ülkesini ve bayrağını seven, ABD menfaatlerine aykırı kararlar alabilecek yöneticileri, ulus devletlerin iktidar koltuklarından uzak tutmaktı.

Başrolü oynadı
Yahudi asıllı dünyaca ünlü finans spekülatörü Soros, ABD’nin sözde demokrasi operasyonlarında başrolü oynamıştı. Özellikle Yugoslavya ve Ukrayna gibi Doğu Avrupa ülkelerine yaptığı mali yardımın tutarı Birleşmiş Milletler yardımını aşınca, bu anormal ilginin altında “siyasal” bir çıkar olduğu konuşulmuştu. Bazı kesimlerin ’Kapitalis Lenin’benzetmesi de yaptığı Soros’un adını, önce Sırbistan’da Miloseviç’i deviren ayaklanmada, sonra sırasıyla    Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’da yaşanan halk hareketlerinde duymuştuk. Artık, George Soros’un girdiği her yerde yönetimler bir bir değişiyordu.

Siyasete yön verdi
Kansız biten bu ayaklanmaların perde arkasındaki isim olan Soros, parasal gücünü kullanarak ülkelerin iç işlerine karışmış ve o ülkenin siyasetine yön vermişti. 2003’te  Soros ve ABD’nin arzuladığı lider tiplemesine uymayan Gürcistan Devlet Başkanı Edward Şevardnadze, bir devrimle yıkılarak yerine Batılı tiplemesine oldukça uyan genç bir lider Mihael Saakaşvili getirilmişti. Saakaşvili, parlamentoya ellerinde güllerle girdiği için Gürcistan’daki devrime “Gül Devrimi” adı verilmişti.

Halk ayaklandı
Daha sonra Batı ile Rusya arasındaki tampon Ukrayna’da tartışmalı bir seçim yaşandı ve halk ayaklanmaları gündeme geldi. Bunun sonucunda Ukrayna’da ülkede Batı yanlısı Viktor Yuşenko iktidara getirildi. Rejim ihracının eski Sovyet kuşağındaki yeni adresi Kırgızistan oldu. George Soros’un kışkırtmasıyla sokaklara dökülen binlerce gösterici, Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev’in istifasını istedi. Saraya girmeyi başaran muhalifler, zafer kutlamaları yaparken, istifa eden Akayev ülkeyi terk etti. Yapılan seçimlerin ardından, Kurmanbek Bakiyev devlet başkanlığına getirildi.

Kırgızistan olaylara sahne olmuştu
Kırgızistan’da Soros’un kışkırtmasıyla başlayan gösteriler, kısa sürede tüm ülkeye yayılmıştı. Özellikle ülkenin fakir kesimlerinden başkent Bişkek’e akın eden eylemcilerin, dükkanları yağmaya başlaması üzerine kent çatışmalara sahne olmuştu. Çıkan olaylarda 15 kişi hayatını kaybetmişti.

 

Mahçupyan: Bu adamı beğeniyorum
TESEV üyesi ve AGOS Gazetesi Yayın Yönetmeni Ermeni gazeteci Etyen Mahçupyan, dünyaca ünlü Yahudi spekülatör George Soros’u çok beğendiğini açıkça itiraf ediyor. Mahçupyan, 27 Kasım 2006 tarihli Zaman Gazetesi’ndeki köşesinde, Soros’a işte böyle övgü yağdırıyor: “George Soros‘la bir kez karşılaştım... Türkiye‘de projelerine katkı sağladığı kurumları ziyaret gezisi sırasında TESEV’e de uğramıştı... Bir işadamının servetini demokratlaşma ve özgürleşme gibi amaçlara hasretmesi dünyanın hiçbir yanında kolay değil. ...Ancak Sorus’un münafık faaliyetleri bu tür yayınlarla ve tüm danyada özgürlük mücadelelerinin desteklenmesi ile sınırlı değil. Bugünlerde Filistinlileri de barındıran yeni bir Yahudi lobisinin kurulması gündemde... Bu yeni lobiin baş destekçilerindinden birinin Soros olması bekleniyor... Karşımızda iş hayatında spekülatörlükle yükselmiş, yönetim ağının merkezine kadar yürümüş; ama o merkezin cazibesine kapılıp iktidar odaklarına yaltaklanmak yerine kendi hayalleri, ilkeleri ve kişiliği üzerinde bina ettiği bir sivil stratejiyi hayata geçirmek için tüm servetini harcayabilecek türde bir adam var. Keşke dünyada ve bizde de başka böyle insanlar olsaydı... Bu Soros’u beğeniyorum vesselam!”

 

ABD için trilyonlar harcayan Yahudi: Soros
Türkiye’nin ihraç etmesi gereken şey ordusudur
ABD’nin, demokrasi adı altında, yabancı ülkelerde sivil kuruluşlar aracılığıyla gerçekleştirdiği sivil operasyonlar, ünlü spekülatör George Soros’un adıyla özdeşleşti. 1979’da Açık Toplum Enstitüsü’nü kuran, Amerika’nın dış politikasını yöneten CFR örgütünün en aktif üyesi olan George Soros, ABD derin devletinin dış ülkelerde; özellikle de Türk cumhuriyetlerindeki “örtülü” ve “gizli” operasyonlarının simge ismi.

AB’ye destek
George Soros, Sabancı Üniversitesi’nde verdiği konferansta, “Türkiye’nin ihraç etmesi gereken şey ordusudur” diyerek Türk Silahlı Kuvvetleri’ne dil uzatmıştı. Açık Toplum Enstitüsü’nün de kurucusu olan Soros, Eylül 2001’de İstanbul’da açtığı ofisiyle Türkiye’de “Avrupa Birliği, eğitim, siyasi reform, medya, kadın hakları, sivil toplum örgütleri ve bölgesel farklılıklar” başlıkları altında projelere destek verdi. Bu tür projelere her yıl 400 milyon dolar tutarında kaynak ayırdıklarını belirten Soros, “Bu para ciddi etki yaratıyor” dedi.

Para akıtıyor
Vakıflarla demokrasiyi teşvik etmeyi amaçlıadıklarını kaydeden Soros, “Dünyanın her yanında böyle süreçleri destekliyorum. Şu anda Liberya’da yapıyoruz, Nepal’de de yapabiliriz. Türkiye’de de son 5 yılda 8 milyon dolar harcadık” dedi. Enstitünün 5 yılda bir düzenlenen son toplantısı Türkiye’de gerçekleştirilmiş, İstanbul’da verilen yemeğe Devlet Bakanı Ali Babacan’ın yanı sıra 350 kişi katılmıştı. Babacan’ın Soros’la görüşmesi, Emin Şirin tarafından soru önergesiyle
Meclis’e taşınmıştı.

TESEV’i destekliyor
Soros’un kurucusu olduğu Açık Toplum Enstitüsü, TESEV’in de aralarında bulunduğu vakıflara katkı sağlıyor. Soros’un Türkiye ziyaretinde düzenlediği basın toplantısına, enstitünün Türkiye temsilcisi Can Paker de katılmıştı.

 

İşbirlikçileri ile bağlantıyı CIA sağladı
ABD derin devleti, dış operasyonlar için önce CCF’yi kurmuştu. Örgüt, CIA’nın oluşturduğu yayın ve konferans örtüsünü kullanarak dış ülkelerdeki bağlantılarını sağlamıştı. Politik operasyonlarda CIA bağlantısı sorun yaratmaya başladığında, özel kuruluşlar devreye sokuldu. Artık ’demokrasi projesi’nin vitrininde Ford Vakfı, Carnegie Vakfı ve Rockefeller Vakfı gibi şirketler vardı. Bunun için sivil toplum hareketlerine de ihtiyaç duyuldu. Böylece, ulus-devletlerde enstitü, dernek, vakıf ve hükümet dışı diğer organizasyonlar aracılığıyla kitleler yönlendirilecekti. Hükümetleri destekleme ve yıkma rolünü elinde bulunduran CIA’nın örtülü eylemlerine maddi destek NED (Ulusal Demokrasi Fonu) tarafından sağlanıyordu.

 

İlk kurban SSCB olmuştu
ABD emperyalizminin dünya genelinde gerçekleştirdiği demokrasi operasyonunun ilk kurbanı
dağılan SSCB olmuş, daha sonra da Orta Asya ülkelerinde, yani bağımsızlığını yeni kazanmış Türk Cumhuriyetleri’nde alt operasyonların startı verilmişti. Özellikle petrol ve doğalgaz zengini Türk Cumhuriyetlerini işin başında denetim altına almak ve Türklerin bir araya gelerek bir “süper güç” haline dönüşmelerini engellemek amacıyla başlatılan operasyonun ilk adımı, Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin kopmasını sağlamaktı.

Türkiye arabulucu
Bunun için de NED kaynaklarıyla beslenen sivil toplum örgütleri, Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan’da yapılandı. Yeni cumhuriyetlerin, Batı’nın ve ABD’nin çıkarlarına zarar vermeyecek şekilde kurulması operasyonunun arabulucusu ise Türkiye oldu. Bazılarında yaşanan etnik çatışmalar ve toprak sorunları, bazılarında yaşanan iç savaş ve darbeler, George Soros ve ABD’nin bir hazırlık devresi geçirmesine yardımcı oldu.

Etkinliğini artırdı
Hazırlıklarını tamamlayan yeni demokrasinin mimarları, kurulan sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla bu ülkelerde devrimlerin altyapısı oluşturmaya çalıştı.  Sivil toplum örgütlerinin belirli bir şablon üzerinden gerçekleştirdiği ve adına “Toplumsal Mühendislik Projesi” dediği devrimler, ABD’nin bağımsızlığını henüz kazanan Türk Cumhuriyetleri üzerindeki etkinliğini artırma projesinin bir gereğiydi.

 

 
  Bugün 20 ziyaretçi (83 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=