Amerika'nın Gerçek Yüzü
  Gizli anlaşmalar
 

Atatürk hariç ABD ile gizli antlaşma yapmayan yok

1950’den bu yana tüm hükümetler ittifak yaptı...

 

Ulu Önder’in 10 Kasım 1938’de vefatından sonra Türkiye’nin Batı tipi demokrasiye geçmesi, iki ülke arasındaki ilişkilere büyük hız kazandırdı

 

Atatürk’ün liderliğinde yürütülen milli mücadele sonucunda Avrupa modeli bir milli devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, öncelikle bu yeni kimliği ile uluslararası arenada kendini kabul ettirmişti. Atatürk, Türkiye’yi modern bir ülke-devlet haline getirmek amacıyla başlattığı radikal inkılaplara paralel olarak Türkiye’nin dış politikasını da Batı’ya yöneltmişti. Ancak bağımsızlık ve toprak bütünlüğü konusunda son derece hassas davranan Atatürk’ün bu tutumu hiçbir zaman tek boyutlu bağımlılığa varan bir dış politika haline gelmemişti. Atatürk döneminde izlenen aktif, gerçekçi, barışçı ve çok yönlü dış politika sayesinde Türkiye, sorunlarını kendi lehine çözmüş, bölgesinde bir istikrar unsuru haline gelmiş ve dünyada saygı uyandıran bir devlet haline gelmişti.

 

Marshall yardımları
ABD, dünyanın stratejik merkezi kabul edilen Türkiye ile her zaman gizli içerikli antlaşmalar yapmak istemişti. Ancak, ABD’nin Lozan Antlaşması’nı tanımamakta ısrarcı davranması ve Atatürk’ün bağımsızlıktan asla ödün vermemesi, ilişkilerin ge-
rilmesine neden olmuştu. Bu nedenle, Cumhuriyetin kurulmasının ardından Atatürk döneminde ABD ile ilişkilerde dengeli bir gerileme yaşandığından gizli bir anlaşma yapılmamıştı. ABD ile ilişkiler, Atatürk’ün ölümünden sonraki döneme ait. Truman Doktrini ve Marshall yardımları çerçevesinde Türkiye’nin Atatürk’ün milliyetçi Türkiyesi’nden Batı tipi demokrasiye geçirilmesi ile ABD ile ilişkilerde üst düzey bir döneme geçilmişti. CHP’nin tek parti döneminde ve onu takip eden DP iktidarında ABD ile ikili gizli antlaşmaların altına imza atıldı.

 

Kontrol Türkiye’de
Türkiye’nin varlık ve bütünlüğü konusunda tehlikeli bir içerik taşımayan; sadece askeri ve ekonomik işbirliğini öngören bu antlaşmalarda kontrol, hükümetin elindeydi. Türkiye’nin NATO’ya dahil olmasının ardından Türk Amerikan ilişkileri özellikle askeri alanda önemli gelişmeler kaydetmişti. Bunun yanında ekonomik alanda da gelişmelerin yaşandığını görmekteyiz. 1950’li yılların ortalarından itibaren Türkiye ile ABD arasında imzalanan ikili gizli antlaşmalar kamuoyunda ve TBMM’de bir çok kez tartışma konusu olmuştu. İktidar ile muhalefet arasındaki tartışmaların önemli bir kısmını bu antlaşmalar oluşturmuştu. Bu nedenle yine o dönemde kamuoyunda bir Amerikan karşıtlığı yükselmişti.

 

İlk gizli ittifak II. Mahmud’la
Osmanlı İmparatorluğu zamanında ABD ile yapılan ilk antlaşmanın gizli bir maddesi olduğu biliniyor. Osmanlı hariciyesi yeni tanıdığı bu devletin tersanelerinde modern savaş gemileri yaptırmak, kendi yaptığı gemiler için de teknik donanım almak isteğiyle anlaşmaya bu maddeyi eklemişti. Ancak metinler Amerika’ya gönderildikten sonra 3 Nisan 1831’de Başkan Andrew Jackson’un itirazi mektubu İstanbul’a ulaştı. Jackson, Sultan II. Mahmud’a hitaben kaleme aldığı mektupta bir dizi iltifat sıraladıktan ve iyi dileklerini ilettikten sonra, “Antlaşmanın bütün maddelerini onayladım. Ancak sebebi maslahatgüzarımızca da açıklanacağı gibi metinde yer alan gizli maddeyi hariç tuttum. Zira bizim anayasamız, yasama meclisimizin bilgisi dışında gizli bir anlaşma maddesini kabul etmeye engeldir” diyordu. Bilinen o ki, iki ülke arasındaki ticaret hacmi bu antlaşmadan sonra gelişti.

 

1952-66 yılları arasında karşılıklı 54 imza atıldı
Eski Milli Birlik Grubu senatörlerinden Haydar Tunçkanat’ın 1970’li yılların başında yazdığı “İkili Anlaşmaların İçyüzü” isimli kitap, 1969 yılına kadar yapılan gizli anlaşmaları anlatıyor.  Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in, 1966 yılında açıkladığı kadarıyla, Türkiye ile ABD arasında 1952-66 döneminde 54 ikili antlaşmaya imza atılmıştı. Demirel, ABD ile Türkiye arasında 1950 öncesinde 3 tane, 1950-60 döneminde 31, 1960-65 döneminde 20 tane ikili antlaşma yapıldığını ifade etmişti. 1970 yılında  bazı siyasilerin yaptığı açıklamalara göre, bu sayı 91’dir. Sayıların çelişkili olmasının nedeni, antlaşmaların büyük bir çoğunluğunun TBMM’ye getirilmemesi ve gizli nitelikte olmasıydı.

 

Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’nin yönünü Batı’ya yöneltmiş, ancak bağımsızlık anlayışından asla taviz vermemişti

 

Atatürk, izlediği barışçı dış politika sayesinde Türkiye’yi bölgede tam bir istikrar unsuru haline
getirmişti

 

AKP sakladı Gül itiraf etti
Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, 2003 yılında ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile gizli bir antlaşmaya imza attığı artık biliniyor. O tarihde ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olan Pearson da, PKK/KADEK ile Türk hükümetinin bilgisi dahilinde görüşme yaptıklarını açıklayarak, gizli antlaşmayı doğrularken, Abdullah Gül de Sedat Sertoğlu’na verdiği röportajda bunu itiraf etmişti. İmzalanan gizli mutabakatın şunları öngördüğü iddia edilmişti:
*  Türk askeri Irak’ın kuzeyinden çekilecek
*  Türkiye, sınır ötesi harekatlara son verecek.
*  Terör örgütü PKK’ya yönelik askeri harekatlar için ABD’den izin alınacak.
*  Türk Silahlı Kuvvetleri, izinsiz bir operasyon yaptığı takdirde, ABD Türkiye’ye ambargo ve askeri yaptırım uygulayabilecek.
*  Türkiye, ABD’nin İran ve Ortadoğu harekatlarına aktif olarak destek verecek.
*  Türk Silahlı Kuvvetleri’nin  asker ve silah gücünde indirime gidilecek.
*  Irak’ın kuzeyinde kurulan kukla devlet Türkiye tarafından resmen tanınacak.
*  Öcalan hariç PKK/KADEK elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacak.
*  PKK/KADEK yasallaştırılacak
*  Belediyelere özerklik verilecek.
*  Dört yılda aşamalı olarak federasyona geçilecek.
*  Kıbrıs’ta Denktaş devre dışı bırakılacak.

 

İncirlik Üssü’ndeki tarih çelişkisi
Türkiye, 1952 yılında NATO’ya üye oluyor. Üye olmasıyla birlikte NATO’nun diğer ülkelerle yaptığı ikili anlaşmaları da diğer  NATO sözleşmelerini de kabul etmek durumuyla karşı karşıya kalıyor. Ancak Amerika ile 1947’de yapılmış olan ekonomik ve askeri yardımlara ilişkin bir antlaşma var, iki tane ortak güvenlik anlaşması var ve NATO kuvvetler statüsü var. NATO Kuvvetler Sözleşmesi’ne dayanarak, ABD’nin Türkiye topraklarında askeri tesisler ve üsler kurması, askeri personel bulundurması kabul ediliyor. Bunun onayı aslında parlamentoda 1954 yılında  yapılıyor. Türkiye  NATO’ya 1952 yılında giriyor ama, İncirlik Üssü inşaatı 1951 yılında başlıyor. Bu durum, Türkiye’nin NATO’ya girmeden önce ABD’ye askeri üs taahhüdünde bulunduğu gerçeğini ortaya çıkarıyor.

 

 
  Bugün 4 ziyaretçi (4 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=