Amerika'nın Gerçek Yüzü
  ABD dışındaki ilk Amerikan okulu
 

Amerika dışındaki ilk misyoner okulu
ROBERT KOLEJİ

1890’dan itibaren ülkede Ermeni olaylarının çatlak vermesi, Amerikalı misyonerlerin kurduğu bu kolejin hangi amaca hizmet ettiğini açıkça ortaya koyuyor.

İstanbul Robert Koleji, ABD sınırları dışında kurulan ilk Amerikan okuludur. 1863 yılında Amerikan Protestan misyonerler Christopher Robert ile İstanbul’da zaten bir fırın, bir çamaşırhane ve bir de okul işleten Cyrus Hamlin tarafından Ermenilere eğitim vermek üzere kurulmuştu. Boston’da kurulan kilise kontrolündeki simsarlar birliğinde eğitilen ünlü misyoner Hamlin’in görev yeri olarak Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul seçilmişti. Hamlin, İstanbul’a geldiğinde çalışmaları için en elverişli yer olan şehrin dışında, Boğaz manzarası, sahildeki yalıları ve köşkleri ile ünlü Bebek semtini seçti. Öncelikle Ermeni ailelere seminerler veriyordu. Daha sonra Christhopher ile birlikte Robert Koleji kurdu. Okula Robert Kolej denmesinin nedeni, zengin bir Amerikalı olan Christopher Robert’in, okula çok büyük miktarlarda yardım yapmasından kaynaklanmıştı. Robert, 1878’de ölene dek kolejin bütün harcamalarını üzerine almış ve servetinin beşte birinin koleje verilmesini vasiyet etmişti.

Boğaziçi’ne dönüştü

Öldüğünde koleje kalan 400 bin dolarla yeni ve mükemmel binalar yapılmış, bundan dolayı okul Robert Kolej adını almıştı. Cyrus Hamlin’in anısına ilk yapılan bina Hamlin Hall olarak adlandırılmıştı. Robert Kolej, Hamlin’in ölümünden sonra George Washburn ve Caleb Gates tarafından yönetilmişti.
Robert Kolej, 1971’e kadar Bebek’teki kampusünde eğitim verdi. Ancak 1971’de çıkarılan bir kanun nedeniyle Robert Kolej, eğitim verdiği seviyeyi, ’kolej’den ’lise’ye çevirmek zorunda kaldı. Kolej, kendi düşüncelerine uyan bir biçimde eğitim veren, 1890’dan beri varlığını koruyan Amerikan Kız Koleji’yle birleşti  Robert Kolej, bu olayın ardından, Bebek’teki kampusünü, üzerinde bir üniversitenin kurulması şartıyla devlete bağışladı ve böylece Boğaziçi Üniversitesi’nin temelleri de atıldı. Robert Kolej, 1971’den beri Arnavutköy’deki kampusünde hem kızlara hem de erkeklere eğitim vermeyi sürdürüyor.

Maddi destek çığ gibi

Anadolu’daki misyoner faaliyetleri ve misyoner okulları açıldıktan belli bir süre sonraya kadar doğrudan ABD merkezli ABCFM misyoner örgütü tarafından desteklenmişti. Bilhassa okulların açılması sırasında ABD’nin çeşitli eyaletlerinde yürütülen kampanyalarda çok yüksek miktarlarda bağışlar toplanmış ve bunlar Anadolu’daki çalışmalar için harcanmıştır. Bazen okulların kurulmasında özel kişi ve fonların da büyük desteği oluyordu.  Zamanla okullardaki sistemlerin oturması sonucu yerli halk da bu kaynakları belli oranda desteklemişlerdi. Bu destek okulların başarılarıyla orantılı şekilde artmıştı. WBM ve WBMI gibi kadın misyoner örgütleri de zamanla bilhassa kız kolejlerine maddi destek vermişti.

Dünü ve bugünü

Robert Koleji’nin, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethederken Boğaz kıyısında inşa ettiği Rumelihisarı’nda kurulması tesadüf değil. İstanbul Boğazı’na hakim bir noktada inşa edilen bu okulu ABD’li misyonerler uzun süre karargah olarak kullandı. Ekonomik darboğaz yaşayan Ahmet Vefik Paşa, okulun bulunduğu araziyi satmak zorunda kalmıştı.

 


Tanzimat dönemi mirası
1820 yılında başlayan ve Kurtuluş Savaşı sonuna kadar süren zaman içerisinde Osmanlı Devleti’nde misyonerlik faaliyetleri çok hızlı bir şekilde gelişmişti. Misyonerlik faaliyetlerinin bu denli başarılı olmasında şüphesiz Osmanlı Devleti’nin Islahat Fermanı ile verdiği imkânlar, kapitülasyon anlaşmaları ile verilen ayrıcalıklar ve Osmanlı Devleti’nin bölgelerine ilgi göstermemesi etkili olmuştu. Bu imtiyazlarda, Osmanlı reformlarının babası sayılan; ismi Tanzimat Fermanı ve Tanzimat Dönemi ile özdeşleşen Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’nın rolü de inkâr edilemez. Başlangıçta kendilerine Anadolu’da hedef bulamayan misyonerler daha sonra Ermenilere odaklanıp çalışmalarında başarılı olmuşlardı. Açtıkları okullardan mezun olanların başarılı olmaları bu okulların etkilerini artırmıştı. Hatta zamanla Müslüman Türkler dahi çocuklarını bu okullara
göndermişlerdi.

 

Ermeni meselesi, ABD’nin eseri
Ermeni meselesinin ortaya çıkmasına önderlik eden devletlerden birinin ABD olduğunu tahmin etmek, hiç de güç olmasa gerek. TÜRKSAM Başdanışmanı Dr. Şenol Kantarcı, “Türkiye’nin yıllardan bu yana karşı karşıya kaldığı Ermeni meselesinde ABD’nin büyük rolü var. ABD, Osmanlı ile 7 Mayıs 1830 imzalanan bir antlaşma ile  ‘en çok kayırılan ülke’ statüsünü aldı. Bu gelişme, Anadolu’da Ermeni meselesinin filizlenmesinde etkili oldu. Böylece, Türkiye’de simsarlar kullanmaya başlayan ABD, bunların arasına Ermenileri de dahil etti. Ticari planında, Ermenilerden faydalandı. Bunun sonucunda Anadolu’da zengin bir Ermeni burjuvazisi ortaya çıktı” dedi.

 


İşte o okuldan yetişenler
1890 yılına kadar kolejde Bulgar öğrencilerinin çoğunlukta olduğu görülmekteydi. Bu tarihten itibaren de Ermeni öğrenciler çoğunluktadır. Zira Robert Koleji Bulgarlarla ilgili hedefine kısmen ulaşmış, bir diğer misyonu olan Ermeni meselesini alevlendirecek mahiyette Ermeni öğrenciler tercih etmişti. 1890’dan itibaren ülkede Ermeni tedhiş hareketlerinin ortaya çıkması, kolejin hangi amaçlara hizmet ettiğini göstermekteydi. Kolejin eski müdürlerinden Protestan misyoner George Washburn, hatıralarında öğrencilerin okulu bitirdikten sonra memleketlerinin lideri olacak şekilde yetiştirildiğini ifade etmişti. Türkiye’de Başbakanlık yapan DSP’nin efsanevi lideri Bülent Ecevit ve Tansu Çiller’in de öğrenci olduğu Robert Kolej’den mezun olan ünlü isimlerin bazıları şöyle: Orhan Pamuk, İsmail Cem, Prof. Dr. Ayşe Soysal, Prof. Dr. Tosun Terzioğlu, Serdar Bilgili, Betül Mardin, Sedat Ergin, Yıldırım Türker, Hüsnü Özyeğin, Cem Boyner, Burhan Karaçam, İbrahim Betil, Halis Komili, Osman Kavala, Nejat- Şakir Eczacıbaşı, Ömer Madra, Emre Gönensay, Cem Kozlu, Haldun Dormen, Genco Erkal, Göksel Kortay, Nevra Serezli, Suna Kıraç, Feyyaz Berker.

 

Türkiye’yi karalamak için her yola başvuruyorlar
ABD’nin elinde oyuncak olan Ermenilerin Osmanlı Devleti’ne çamur atma yarışı, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’ni karalama kampanyasına dönüştü
Amerikan Protestan misyonerliği, Anadolu’da üç merkezden yürütülüyordu. İlk önceleri eğitim ve dini hareketler yoluyla gerçekleşen misyonerlik faaliyetlerini, ABD’nin yetiştirdiği ve Türkiye’ye gönderdiği bin 200’ün üzerindeki Ermeni sürdürüyordu. Bunların 82 tanesi başrahip statüsündeydi. Anadolu’daki eğitim merkezleri İstanbul Robert Koleji ve Amerikan Kız Koleji, Gaziantep’te Merkezi Türkiye Koleji, Merzifon’da Anadolu Koleji, Urfa’da Harput Koleji, İzmir’de Uluslararası Kolej, Van’da Van Koleji, Talas’ta Amerikan Mektebi ve Tarsus’ta St Paul’un Koleji’ydi. Bu okullardaki öğrencilerin tamamına yakınını Ermeni öğrenciler oluşturuyordu. 19. yüzyılda, Osmanlı Devleti içerisindeki Ermeniler, ABD’ye göç etmeye başladı. Daha sonra bu Ermeniler Anadolu içinde kalan Ermenileri teşkilatlandırarak isyan eylemlerine yönlendirme operasyonuna girişti. Onların başlattığı Osmanlı Devleti’ni karalama kampanyası, genç cumhuriyetin kurulmasından sonra Türkiye Cumhuriyeti’ni karalama kampanyasına dönüştü. Bu arada, ABD dış misyoner örgütünün Sekreteri Judson Smith, Ermeni misyonerlere methiyeler düzerek, “Bütün bu asil hizmetlerimiz, Ermeni milletini bize karşı sonsuz sevgi ve şükran duygularına gark etti. Ermeniler yüreklerini çelik bir çengelle misyonerlere bağladı. Artık Ermeni milleti, bu koruyucularının ve velinimetlerinin ellerinde bir balmumu parçası gibidir” diye konuşuyor. Smith, bu sözleriyle, Ermenilerin ABD’ye artık bağımlı olduğunu aleni bir şekilde dile getiriyor.

İncil dağıtımı

Yabancı misyonerler İstanbul’un en işlek caddelerinde Hıristiyanlık propagandası yapmak ve İncil dağıtmaktan çekinmiyorlar.

 
  Bugün 31 ziyaretçi (57 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=