Amerika'nın Gerçek Yüzü
  11 Eylül'e değişik bir bakış
 

11 EYLÜL katliamın bahanesidir

111 yıllık kahpe plan Türkiye’yi bölmek

 

11 EYLÜL katliamın bahanesidir
Önce Afganistan’ı, sonra Irak’ı işgal eden ABD, bu iki ülkeyi de kan gölüne çevirdi

 

New York’ta bulunan ikiz kulelerin uçaklarla vurulması Amerika’yı harekete geçirdi
ABD’de başkanlık koltuğuna 2001 yılında oturan George W. Bush, Bosna ve Kosova gibi bölgelerdeki Amerikan askerlerinin sayısını azaltacağını duyurarak, ulus inşa etme politikalarını desteklemediğini resmen ilan etmişti. Hemen ardından Afganistan ve Irak’ı işgal eden ABD’nin, bu ülkelerde yapay devletlerin inşasına girişirken, İsrail-Filistin anlaşmazlığında da İsrail’in politikalarını tam destekleme politikasını benimsediği görüldü. Kuşkusuz bu politikaların bahanesi 11 Eylül saldırıları oldu. 4 yolcu uçağından ikisi New York’taki ikiz kulelere, diğeri Pentagon’a çarpmış, diğeri ise yolcularıyla birlikte düşmüştü. Olaylarda 19 hava korsanı ile 2,974 kişi hayatını kaybetmişti. Saldırılardan Usame Bin Ladin’in lideri olduğu El Kaide terör örgütü sorumlu tutulmuştu.

Terörle mücadele!

11 Eylül saldırılarının ardından yeni güvenlik stratejileri belirleyen ve Ortadoğu politikalarını revize eden ABD, küresel terörle mücadeleye giriştiğini duyurdu. ABD’ye göre küresel terörün kaynağı, tam da petrolün başını çektiği enerji kaynaklarının yoğun olduğu bölgelerdi. Eylül 2002’de açıklanan yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne göre, ABD, kitle imha silahları geliştirmeye çalışan hasmane tavır içindeki devletlere ve terörist gruplara karşı önleyici askeri harekat yapabilecek, bu çerçevede dünyadaki askeri üstünlüğünü korumak için gereken önlemleri alabilecek, gerektiğinde yalnız başına hareket edebilecekti.

İşte ‘Şeytan Ekseni’

ABD Başkanı Bush, 29 Ocak 2002’de Kongre’de yaptığı konuşmada ’Şeytan Ekseni’ olarak nitelediği ülkelerle mücadele edeceğini anlatıyordu. Bunlar, Kuzey Kore, İran ve Irak’tı. Bu eksenin iki ucu, Türkiye’ye dayanıyordu. ABD’nin BM daimi temsilcisi John Bolton ise Şeytan Ekseni’ne 3 ülkeyi daha ekledi. Bunlar Suriye, Libya ve Küba’ydı. Böylece Türkiye’nin Ortadoğu’daki tüm komşuları ABD’nin hedefi haline geldi. Bu strateji çerçevesinde ABD, ilk olarak Afganistan’a askeri müdahalede bulundu. 19 Mart 2003’te ise nükleer silah bahanesiyle Irak’a savaş açtı. İki ülkeyi de işgal eden Amerika, paralı askerleriyle bu ülkelerde soykırıma girişti. Her iki ülkeyi kan gölüne çeviren ABD askerleri ve işbirlikçileri, binlerce masumu da katletti.

 

11 Eylül 2001 Salı günü ABD’de dört yolcu uçağının ikisi New York’taki Dünya Ticaret Merkezi gökdelenlerine, bir diğeri Pentagon’a çarptı. Sonuncu uçak ise yolcular ve uçağı kaçıranlar
arasındaki mücadeleden sonra 150 mil uzakta, Pennsylvania kırsalında düştü.

 

Sınırlarımızı değiştiriyor
BOP adı altında Türkiye’yi bölmek isteyenlerin hazırladığı bu harita, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 ülkenin sınırlarını değiştiriyor. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın (solda) açıkladığı bu proje kapsamında, bölgedeki ülkelerde yönetimlere Amerikan yanlısı rejimler getirilecekti.

 


Rice’le evliliğe Ankara’dan evet!
ABD Dışişleri Bakanı Rice, Türkiye ile imzalanan ’Ortak Vizyon Belgesi’ni ‘evlilik sözleşmesi’ olarak nitelendirdi.

 

ABD emperyalizminin yeni Irak (Ortadoğu) stratejisinde Türkiye’ye biçtiği rol, İran ve Suriye’ye karşı yürüttüğü askeri harekâtlarda daha aktif rol almasıydı. Bu projenin adı “Büyük Ortadoğu Projesi“ydi. 1992 yılında yayımlanan iki Amerikan raporundan biri olan ”Yollarımızı Değiştirme: Amerika ve Yeni Düzen“ adlı araştırmada, ABD’nin Ortadoğu’ya ilişkin belirlediği yol haritası şu sözlerle anlatılıyordu: ”Ortadoğu’da İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır ABD’nin müttefikleridir. İran, Irak ve nispeten Suriye ise ABD için tehdittir. İran, konumu itibariyle ABD’nin bölgedeki müttefiklerine meydan okuyacaktır. ABD, sahip olduğu bütün imkanları kullanarak İran’la mücadele etmelidir.” ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’nin müjdelediği “Yeni Bir Ortadoğu” planın adı, “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) idi. Haziran 2004’te G-8 zirvesine sunulan BOP, Arap ülkelerini ve Pakistan, Afganistan, İran, Türkiye ve İsrail’i kapsıyordu. BOP’un asıl amacı bölgede Amerika  çıkarlarına aykırı devletleri ortadan kaldırarak, Ortadoğu’da ve dolayısıyla tüm dünyada ABD’nin koşulsuz egemenliğini tesis etmekti.

Türkiye de onayladı

ABD ile stratejik müttefik olan Türkiye, 6 Temmuz 2006’da ABD ile Ortak Vizyon Belgesi imzalamıştı. Rice’ın ’evlilik sözleşmesi’dediği Ortak Vizyon Belgesi’nin hazırlanmasını Ankara istemişti. Hedef, ilişkilerin ’güvenli seyri’ydi. Ortadoğu’nun reformlara ihtiyacı olduğu düşüncesine katıldığını duyuran Türkiye, bu kapsamda BOP’u onayladığını deklare etmişti. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi ile Kadife Devrimlerine somut destek beklediği Türkiye, BOP’un Demokratik Eylem Grubu eş başkanları arasında yer almıştı.

 

Çocukları ağlattı
ABD işgaliyle birlikte Irak’ta akan kan ve gözyaşı hiç dinmedi. Akıllı bombalar ve Cruise füzeleri, kadınlar ve çocukları da vurdu. Savaşta yakınlarını kaybeden çocukların feryatları yeri
göğü inletti. ABD askerleri ise, tekmeleyerek girdikleri evlerde, kadın ve çocuk ayrımı gözetmeksizin herkese işkence yaptı.

 

Amerika’ya karşı çıkana hayat yok!..
Dünyada koşulsuz bir egemenlik kurmak isteyen ABD, kendisine karşı çıkan tüm devletleri ortadan kaldırmayı hedefliyor.
ABD’nin, şahin politikalarına karşı çıkan bütün ülkeleri kendisine düşman ilan ediyordu. ABD Başkanı George W. Bush, bu ülkelere hadlerini bildirmek için her yolu deneyeceğini söylemekten çekinmiyordu. Bu dönemde Başkan Bush,  Ortadoğu’da kendisine tehdit olarak gördüğü Irak ve İran’a yaptırım uygulayabilmek için önce psikolojik savaşa girişmişti. Başkan Bush, Saddam Hüseyin ve Irak üzerinde, elinde bulundurduğu dünya medyasını harekete geçirmiş ve büyük bir karalama harekâtına girişmişti. ABD’ye göre, Irak’ta kitle imha silahları vardı ve bu silahlar mutlaka yok edilmelidi. Saddam, ABD’nin tehditlerine boyun eğmiş tüm Irak topraklarını, silah denetleyicilerine açmıştı.

Irak’a bomba yağdırdı

Birleşmiş Milletler (BM) kitle imha silah denetleyicilerinin hiçbir bulgu bulmamasına rağmen Amerika, 20 Mart 2003 tarihinde, Irak’ı bombalamaya başlamıştı. Bombalamalar aralıksız gece-gündüz devam etmişti. Ve nihayet 9 Nisan 2003 tarihinde Amerikan güçleri Bağdat’a girmişti. ABD’ye bu işgalde, müttefikleri İngiltere, İtalya, Polonya, Avustralya’nın destek vermişti. İşgal öncesi ABD, Türkiye’den askerlerinin konuşlanması ve Kuzey Irak’a geçişi için talepte bulunmuş ancak bu talep 1 Mart tezkeresi ile reddedilmişti. Bu durum, ABD’de hayal kırıklığı yaratmıştı.

İşgalin faturası ağır oldu

Türk hava sahasını, liman ve topraklarını en önemlisi İncirlik Hava Üssü’nü kullanamayan ABD, Irak işgali sırasında büyük bir başarısızlığa uğramış ve ağır bir ekonomik ve sosyal fatura ödemek zorunda kalmıştı. 1 Mart tezkeresinin reddi ile soğuk duş etkisi yaşayan ABD misilleme olarak çuval olayını gerçekleştirmişti.

Müthiş direnişle karşılaştı

Başkan Bush ve ekibi, Amerikan toplumundan büyük ölçüde tepki almıştı. Amerika, Irak’ta umduğunun aksine hiç beklemediği ölçüde sivil direnişle karşı karşıya kalmıştı. Birleşmiş Milletler silah müfettişlerinin Hans Blix, 6 Nisan 2004 tarihinde, Irak savaşı ve sonuçlarının, hem Iraklılar hem de bütün dünya açısından Saddam diktatörlüğünden daha kötü olduğunu açıklamıştı. Blix, ABD işgalinin Irak’ta tam bir kaos ortamı oluşturduğunu vurgulamıştı. 20 Mart 2003’te başlayan işgalin üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen, Irak’ta henüz direniş sona ermedi. Tam aksine direniş ve olaylar, her geçen gün daha da artıyor.

 

 
  Bugün 1 ziyaretçi (13 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=