Amerika'nın Gerçek Yüzü
  Giriş
 

Dost görünen düşman ABD

ARAŞTIRMA :
Ceyhun BOZKURT 
Fatih ERBOZ
Selda Öztük KAY

 

111 yıllık kahpe plan
Türkiye’yi bölmek

 

GİRİŞ
Yaklaşık 200 yıllık ciddi bir geçmişe sahip Türk-Amerikan ilişkileri, son yıllarda en ciddi sorunlarını yaşıyor. Yıllarca en büyük müttefikimiz olarak yansıtılmaya çalışılan Amerika, gerçekte hiçbir zaman ne müttefikimiz ne de dostumuz oldu. İlişkilerin tarihsel seyrine bakıldığında, İngilizler’le paralel olarak gelişen bağımlılık ilişkisinden Amerikalıların da nemalanmaya çalıştığı ve kışkırtma operasyonlarına, daha o tarihlerden başladığı dikkat çekiyor. Osmanlı’da “Sadık Teba” olarak bilinen Ermenilerin 1830’lu yıllar itibariyle Amerikalı misyonerler aracılığıyla kışkırtılmasıyla başlayan yıkıcı hareketler, günümüzde çok yönlü bir hale geldi. Özellikle 1950’li yıllar sonrası ve NATO süreciyle birlikte hücrelerimize kadar giren Amerika Birleşik Devletleri, ideolojik çatışmalardan, etnik bölücülüğe, irticai faaliyetlerden, azınlık sorunu yaratmaya kadar bir çok faaliyetin baş senaristi olarak karşımıza çıktı. Bunların dışında Türkiye’ye yönelik direkt tehdit ve saldırılar da dikkatlerden kaçmadı. Eşref Bitlis Paşa’nın ABD planlarına karşı girişimleri sonrası şüpheli bir kazada hayatını kaybetmesi, Gazi olaylarının arkasındaki sır, Muavenet Fırkateyni’ne yönelik füzeli saldırı ve verdiğimiz şehitler ve ’çuval hadisesi’ sadece 1990’lı yıllardan günümüze sayabileceğimiz birkaç örnek. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu yazı dizimizde, belli çevreler tarafından ısrarla “dost”, “stratejik ortak”, stratejik müttefik “ olarak yansıtılmaya çalışılan Amerika Birleşik Devletleri’nin, dünya ve Türkiye tarihindeki kanlı ve bir o kadar da sinsi planlarını, operasyonlarını, saldırılarını irdeleyeceğiz.

 

Türkiye’yi eyaletlere bölmek ABD’nin 111 yıllık rüyası
31 Ocak 1896’da bir yasa taslağı hazırlayan ABD Temsilciler Meclisi, dünyadaki Hıristiyanlardan oluşan bir komisyonun, Türkiye’yi yönetmek için bir başkan seçmesini istemişti.

 

Taslağa göre, yönetim Türkler’den alınacak, ülke eyaletlere bölünecek ve yeni oluşumun adı Türkiye Birleşik Devletleri olacaktı. Ancak bu senaryo tutmayınca hevesleri yarım kaldı

 


Dost gibi görünen sahte müttefik ABD’nin, yıllar önce bile Türkiye’yi parçalayıp eyaletlere bölme düşüncesi olduğu ortaya çıktı. Bu tarihi gerçeği, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yakın Çağ Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Aydın açıkladı. Ermeni iddialarının 1915 yılından önce 1895 yılında da ortaya atıldığını, ancak dış ülkelerden destek görmediğini bildiren Prof. Mahir Aydın, şunları söyledi:
İngilizler körükledi
“Osmanlı İmparatorluğu, Berlin Antlaşması ile parçalanırken, 2 millet bağımsızlığını kazanamadı. Bunlardan biri Yahudiler, diğeri Ermenilerdi. Yahudiler konusu Anadolu topraklarının dışındaydı. Ermeniler de bağımsız bir devlet olamadılar. Çünkü nüfusları yetmiyordu. İngiltere, Rusya’yı yukarıda tutabilmek için Ermenileri kullanıp, Doğu Anadolu’da sanal Ermenistan devleti düşüncesini ortaya attı. Ardından bunu destekleyip körükledi. Bulgaristan ve Rum ayaklanmaları, Ermenilere örnek olduğu için, Balkanlar’da Bulgar komiteciler, Anadolu’da Ermeni komiteciler yoğun bir terör faaliyetine girişti. Batılılar da kurmayı düşündükleri sanal Ermeni devletinin sağlam temellere dayanmasını istedi. ’Kimileriniz asılmalı, kimileriniz kesilmeli ki, bu ölümler sonucunda oluşacak tepkiden dolayı biz size yardıma gelelim. Türkler, Ermenileri kesiyorlar, soykırım yapıyorlar diye bir gerekçe olsun ki, askeri müdahalede bulunalım’ düşüncesiyle Ermenilere destek verdi.

İlk senaryo tutmadı

Ermenilerin 1895 yılında Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ayaklanmalar çıkardığını hatırlatan Prof. Mahir Aydın,  ABD Temsilciler Meclisi’nin 31 Ocak 1896 tarihli yasa taslağı metnini arşivlerden bulduğunu kaydederek şu bilgileri aktardı: “1895’teki Ermeni ayaklanmalarının hemen akabinde ABD Temsilciler Meclisi, 31 Ocak 1896 tarihinde bir yasa taslağı hazırladı. Bu yasa taslağında şunlar ifade ediliyor, ’Dünyadaki Hristiyanlardan oluşan bir komisyon seçelim. Bu komisyon, Türkiye’yi yönetmek için bir başkan seçsin. Türkiye’nin yönetimi Türklerden alınsın ve eyaletlere bölünsün. Bu yapılanmanın adı da Türkiye Birleşik Devletleri olsun.’Burada bir mesaj var. 1915’te yaşananlar da bir senaryoydu, gerçekçi değildi. İlki 1895’te uygulandı, tutmadı, konjonktür uygun değildi. Daha sonra 1915’te yeniden ele alındı.”

 


Vergi ödemişti
ABD Başkanı George Washington, Osmanlı’ya vergi öderken, diğer Başkan Wilson’un  adıyla İstanbul’da ‘Wilson Prensipleri Cemiyeti’ kuruluyordu.

 

Amerika’yı haraca bağlamıştık
Osmanlı İmparatorluğu, 1700’lü yılların sonlarında, çöküş döneminde olmasına rağmen, halen dünyada bir etkisi, yaptırım gücü ve saygınlığı olan bir imparatorluktu. Birçok ülke ve imparatorluk, Osmanlı İmparatorluğu’ndan izinsiz politika belirleyemez ve birçok Avrupa ülkesi Osmanlı’ya vergi öderdi. Bu ülkelerden biri de Amerika Birleşik Devletleri’ydi. Belki de çok az kişinin bildiği bu gerçek, 1700’lerin sonunda yaşanmıştı. Cumhuriyet’in ilk yılları dışında, ABD’ye karşı bir daha bu kadar net olamayan bir ülkenin evlatları, hep onurlu duruşun yaşandığı o günleri çok özlüyor. Olay şöyle cereyan etmişti: Tarih 25 Temmuz 1785. ABD sancağı taşıyan Maria isimli gemi, Atlantik Okyanusu’nda Cezayir sahillerinde Cadiz açıklarında Osmanlı gemileri tarafından ele geçiriliyor. Ancak ABD, bu olaydan ders almıyor. Aynı sancağı taşıyan ikinci bir gemi daha Osmanlı’nın eline düşüyor. 1793 yılının Ekim ve Kasım aylarında, 11 Amerikan gemisi daha Osmanlı donanmasına teslim oluyor. Bunun üzerine ABD Başkanı George Washington, Osmanlı ile bir antlaşma yapmayı kabul ediyor. Washington, Cezayir Beylerbeyi Dayı Hasan Paşa ile masaya oturuyor. Anlaşma uyarınca Hasan Paşa, yılda 642 bin altın dolar ve 12 bin Türk altını karşılığı ABD gemilerini Akdeniz’de korumayı kabul ediyor. Kısacası Osmanlı ABD’den adeta haraç alıyor. Bu anlaşmanın en önemli yanı Türkçe olmasıydı. Amerika ilk defa yabancı bir dil; (Türkçe) ve yine ilk defa vergi ödemeyi kabul ettiği ilk anlaşmadır. Öte yandan, tüm bunları unutmayan Amerika, her fırsatta Osmanlı’yı parçalamak için sahneye çıktı. ’93 Harbi’ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda da ABD’nin parmağı vardı. ABD’nin kışkırtması sonucu çıkan; hem Tuna Cephesi’nde, hem de Kafkasya Cephesi’nde savaşılan ’93 Harbi’ Osmanlı Devleti için yenilgiyle sonuçlanmış, büyük bir toprak kaybına neden olmuştu. Rus ordusu İstanbul-Yeşilköy’e kadar gelmişti.

 


Erzurum’a konsolosluğu Ermeniler için açtılar

Özellİkle 1830 yılından itibaren Amerika’nın Osmanlı’ya karşı hiç de dostane olmayan yöntemleri başlamıştı. ABD bağımsızlığını ilan ettikten sonra çeşitli ülkelerde konsolosluklar açmıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli şehirlerinde de konsolosluklar açan ABD’nin Erzurum ilini seçmesi düşündürücüydü. ABD’nin konsolosluk açma çalışması 1897 yılında başarıyla sonuçlanır. 

Hedef, parçalamak

Osmanlı İmparatorluğu’nda çöküş hızlanınca, o dönemde henüz etkisi az olan ABD de bu paylaşımdan yararlanmak istiyordu. ABD aslında daha önce 1918 yılında ’Wilson Prensipleri’ adı altında Türk yurdunu manda altına almayı tasarlıyordu. ABD, ülkemizde Ermeni, Rum hatta Yahudi devletçiklerini kurdurup yurdumuzu bölüp parçalama planlarını daha o zamanlar yapmıştı. ABD, Kurmay Başkanı General Harbord’u bu iş için görevlendirdi. General Harbord, 15’i asker 31’i sivil olmak üzere 46 kişilik bir heyet ile Osmanlı toprağına ayak basıyordu. Bu heyet “American Military Mission of Armenia” adını taşıyor ve bugünün rakamlarıyla bir milyar dolara yakın tahsisatı bulunuyordu. Harbord, Osmanlı topraklarında özgürce çalışıp faaliyetlerini sürdürürken bir ara Osmanlı Padişahı Vahideddin ile dahi görüşmüştü.

Atatürk’e mektup

Bu arada 4 Ocak 1919’da İstanbul’da Wilson Prensipleri Cemiyeti kurulmuştu. Kurucular Halide Edip Adıvar, Celaleddin Muhtar, Ali Kemal ve Hüseyin Avni’den oluşuyordu. İmparatorluğun çöküş aşamasında satılık, işbirlikçi sözde aydınların yanında, gerçekten vatanı korumak amacı ile “şerrin ehveni” (En az kötü) düşüncesi ile İngiliz, Fransız ve ABD mandasını kabul etmek isteyen aydınlar vardı. Halide Edip Adıvar da vatanını korumak düşüncesiyle ABD mandasının kabul edilmesi gayesiyle Atatürk’e mektuplar yazmıştı.

 


 
  Bugün 1 ziyaretçi (18 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=