Amerika'nın Gerçek Yüzü
  Amerikan Ambargosu
 

Türkiye’yi ambargolarla tehdit ettiler

ABD, 1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra ‘ambargo’ silahını çekti. Tehdit sökmeyince, geri adım atmak zorunda kaldı.

 

Kıbrıs’taki çıkarları Rumları katliam yapmaya sevk etti

 

Türkiye’yi Kıbrıs konusunda istediği gibi yönlendirmek isteyen ABD, Ankara’nın, AB konusunda ısrarcı davranması nedeniyle bu süreci de en iyi bir şekilde kullanmıştı. ABD’nin Türkiye için kullandığı diğer koz ise ambargolardı. ABD’nin dünyada kullandığı üçüncü en büyük üs olan İncirlik’ten dolayı ise ilişkiler hep bir aşk-nefret gerginliği üzerinde gitmişti. ABD bu üssü kaybetmemek için hem Türkiye ile iyi geçiniyor, hem de Türkiye’ye aba altından sopa gösteriyordu. 

 

Makarios sahnede
Ada’nın iki toplumlu olmadığı dönemde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olan Makarios aynı zamanda ENOSİS fikrinin ve EOKA örgütünün en büyük savunucusuydu. Makarios Ada’yı Helenleştirme çabaları sırasında ABD’ye karşı tavır almayı ihmal etmedi. “Bağlantısızlar Hareketi”nin başını çekerek ABD’ye bir anlamda meydan okudu. Makarios’un bu tavrı karşısında ABD sesini  çıkartamadı. Bir taraftan Türkleri katletme operasyonu gerçekleştiren Makarios, diğer taraftan ABD’yi de izlediği diplomasiyle bir anlamda dize getirdi. ABD’nin bu sessizliğinin altında Ada’da bulunan üsler yatıyordu. ABD’nin, Doğu Akdeniz’deki çıkarları Ada’da yaşayan Türklerin canlarından daha önemliydi.

 

Kıbrıs Barış Harekatı
Yıllar geçse de Kıbrıs’ta Rumların Türklere yönelik saldırıları kesilmeyince Türkiye müdahale kararı aldı. 20 Temmuz 1974 günü Kıbrıs’a ilk bomba düştükten kısa bir süre sonra saat 06.10’da Türkiye, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in yorgun sesini duydu: “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’a indirme ve çıkarma harekâtı başlamış bulunuyor...” Türkiye bu sesle sokaklara aktı. İnsanlar birbirlerine sarılıp ağlıyordu. Müdahale sonucu Yunanistan’daki cunta idaresi ve Kıbrıs Nikos Sampson hükümeti de yıkıldı. Harekatın ardından Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın katılımıyla toplanan Cenevre Konferansı’ndan bir sonuç alınamaması üzerine ikinci barış harekatının yapılması kararlaştırıldı

 

‘Ayşe tatile çıksın’
İlk harekâtta Türk askeri dar bir bölgede hareketsiz kalmıştı. Başbakan Ecevit bu riski daha fazla taşıyamayacağını düşündü. Şifre, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızının adıydı: “Ayşe Tatile Çıksın.” Herkes, bu ünlü parolayı ilk harekâtı başlatan parola sanır; ancak bu söz, “Kıbrıs’ta, ikinci harekâtın başlamasının emriydi. Mehmetçik, 14 Ağustos’ta başlayıp 16 Ağustos’ta sona eren üç günlük II. Barış Harekatını gerçekleştirdi. Bu harekat sonucunda gerçekleştirilen ateşkes ile Türk tarafının sınırları çizildi. Türklerin Kıbrıs’ta ölmesine göz yuman ABD, müdahale nedeniyle Ecevit hükümetine sert tepki gösterdi. ABD Kongresi’nde bir grup, Türkiye’ye savunma amacıyla verilen silahların harekatta kullanılması nedeniyle ambargo konulmasını istedi.

 

Tüm üsler kapatıldı
Amerikan Kongresi 5 Şubat 1975’te Türkiye’ye yönelik silah ambargosu kararını aldı. Türkiye’nin buna ilk yanıtı bir hafta sonra Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulduğunu ilan etmek oldu. Daha sonra 25 Temmuz 1975’te Türkiye ABD’ye verdiği bir nota ile 1969 tarihli Türkiye-ABD Savunma İşbirliği Anlaşması’nı askıya aldığını ve ülkedeki bütün ABD üs ve tesislerinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrol ve gözetimi altına girdiğini açıkladı. Bu gelişme sonucu başlayan görüşmelerde iki ülke arasında yeni bir uzlaşmaya varıldı. Ambargo, Başkan Jimmy Carter’in girişimleri sonucu 1978’de kaldırıldı.

 


Kıbrıs’a barışı sağlamak için girdik
Başbakan Bülent Ecevit,  20 Temmuz 1974 tarihinde düzenlediği tarihi basın toplantısında, Türk askerinin Kıbrıs’a ayak bastığını açıklıyordu. Ecevit, “Kıbrıs’a savaş için değil, barış için gidiyoruz” diyerek, harekatın amacını tüm dünyaya resmen ilan ediyordu. 

 


Dağın tepesindeki tankın hikayesi
Bu öykü, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Beşparmak Dağları’nın zirvesine kadar tırmanan Türk Ordusu’na ait bir tankın ibret dolu hikayesidir. Tankı buraya çıkaran, Onbaşı Gürler Erdağ, Er Abdülkadir Kurt ve Er Recep Doğan Yiğit’tir. Birliğin komutanı, tankın sürücüsü kahraman askere, “Evladım bu tankı buraya nasıl çıkardın?” diye sorunca. Asker; “Komutanım, o anda gözle
rimin önünde engelsiz dümdüz bir yol göründü. Rumlar kaçıyordu, ateş ede ede buraya öyle çıktım” cevabını verir. Komutan Mehmetçiğe emreder: “Tankı indir.” Er cevap verir: “O yolu görmeden nasıl indireyim komutanım.” Tank hâlâ o dağın zirvesinde durmaktadır. Dünya durdukça da duracaktır.
(Kaynak: Kuzey Kıbrıs Şükran Dergisi)

 


Annan Planı’nın hedefinde Türk askeri vardı...
Araştırmacı Ata Atun, “Şayet Annan Planı kabul edilseydi, Kıbrıs’ta Türk varlığı ortadan kalkacaktı” dedi
1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte uluslararası ambargo Türkler üzerinde daha çok hissedilmeye başladı. ABD her seferinde KKTC üzerinde ambargonun kaldırılacağı sözünü vermesine rağmen Türkiye’yi oyalamayı sürdürdü. Bunun en son örneği Annan Planı’nda yaşandı. Annan Planı konusunda Türkiye’nin bir adım önde olma söylemini ortaya atan ABD Türkiye’ye karşı her fırsatta KKTC’yi kullandı. KKTC’nin de Rum kesimiyle birlikte AB’ye girebileceği yalanını ortaya atan ABD ve AB, Türkiye’yi ve KKTC’yi kendi içinde bölmeye çalıştı.

 

BOP Projesi’nde var
Annan Planı’nın Kıbrıs’ta 1974’den geriye dönüş olacağını belirten Araştırmacı Ata Atun, “Plan, Kıbrıs’taki durumu 1974 öncesine getiriyor, asla bir çözüm ortaya koymuyordu. ABD’nin, Annan Planı’nı dayatmasının ardında bildiğimiz Büyük Ortadoğu Projesi yatmaktadır. Annan Planı ile adada Türk varlığı neredeyse ortadan kaldırılmak isteniyordu. Barcelona sürecine Türklerin katılmaması bahane edilerek Türk varlığı adada ortadan kaldırılacaktı. İki toplum arasındaki sürtüşmelere geri dönülebilirdi, Annan Planı kabul edilmiş olsaydı adada sadece 650 Türk askeri kalmış olacaktı. Annan Planı Türk askerini adadan çıkarmak için hazırlanmış bir plandı” dedi.

 

Üslerin peşinde
ABD’nin Doğu Akdeniz’deki varlığını, hatta AB’nin Akdeniz’deki varlığını sürdürebilmesi için Kıbrıs’taki üsleri korumak zorunda olduğunu dile getiren Atun, “ABD Akdenizdeki üslerinden dolayı Türkiye’den hem vazgeçemiyor, hem de Türkiye ile sert bir ilişki içerisinde bulunuyor. Annan Planı’nın  altında ABD’nin ve İngilizlerin üslerini kaybetmemek istemesi yatıyordu” diye konuştu.

 

AB kârlı çıkacaktı
Annan Planı’nı beraber hazırlayan AB ile ABD’nin ortak amacı Türk askerini adadan çıkarmak ve Türk devletini ortadan kaldırmaktı. Annan Planı kabul edilseydi bundan esas kazançlı çıkacak olan AB olacaktı. Kıbrıs, AB’nin siyasi sınırları içinde sorunsuz yer alacaktı.     ABD adada Ortadoğu’da yürüteceği topyekün işgal için sağlam bir üs istiyor. ABD-İsrail tamamen yeni savaş planlarına dayalı bir strateji izliyor. Tamamen AB’ye ait bir Kıbrıs ABD ve İsrail için büyük sorunlar yaratabilirdi. ABD, Annan Planı’nın getirdiği geçici ABD-AB uzlaşması yerine, kuzeyin ABD, güneyin ise AB’ye taksimi şeklinde bir tercih yaptı. ABD KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’tan açıkça askeri üs talep etti. Daha önce Rauf Denktaş, Powell’ın yaptığı bu teklifi sert bir dille reddetmişti. ABD bu sefer Talat’la şansını denemek istedi. Bu strateji adanın kuzeyinde ABD’nin askeri olarak egemen olmasına dayalı.

 

Kıbrıs koparıldı
Eğer Annan Planı’yla AB lehine adada birleşme sağlansaydı, ABD ve İsrail Ortadoğu’da tamamen dayanaksız ve üssüz kalacaktı. Ortadoğu’da halkların mücadelesiyle kuşatılan ABD ve İsrail, Doğu Akdeniz’i de yitirip Batıdan AB tarafından kuşatılacaktı. ABD, plana Rumların ‘hayır’ demesini sağladı. Sonuçta ada Türkiye’den koparıldı, ABD etkisi altına girdi. ABD için en iyi, AB için yetersiz, Türkiye için ise en kötü kompozisyon ortaya çıktı.

 

 
  Bugün 25 ziyaretçi (35 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=