Amerika'nın Gerçek Yüzü
  Kıbrıs ve ABD
 

ABD’nin Kıbrıs Kazığı

Kıbrıs’ta tarihe ’Kanlı Noel’ olarak geçen katliamın ardından Türkiye, Ada’ya müdahaleye hazırlandı. Dönemin ABD Başkanı Johnson, İnönü’ye yazdığı mektupta, bunun kabul edilemez olduğunu bildirdi

 

Türkiye’ye sağladığı askeri malzemenin harekatta kullanılmasına izin vermeyeceğini ilan etti

 


Türk ve Rumların birlikte kurduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yaşatmak yerine, soydaşlarımızı ortadan kaldırmak için sinsice planlar yapan Rum çeteler, 1963 yılının Aralık ayında soydaşlarımıza yönelik saldırılar başlattı. Tarih sayfalarına ’Kanlı Noel’ olarak geçen bu hain saldırılarda çok sayıda Türk şehit oldu. Tüm diplomatik girişimlere rağmen Türklere yönelik katliamlar her geçen gün arttı. Tarihi Bayraktar Camii’nin bombalanması ve Rumların saldırdığı bir köyde 50 Türk’ün katledilmesi, o dönemde iktidarda olan İsmet İnönü Hükümeti’ni harekete geçirdi. 13 Mart’ta Makarios’a “Türkiye müdahale hakkını kullanacaktır” diyen bir nota verildi. Ardından hükümet, Kıbrıs’a müdahale kararı aldı. Türkiye’nin bu çıkışı, ABD’yi şaşırttı. ABD, bölgede çıkacak bir savaşı kendi çıkarlarına aykırı buluyordu. 

Johnson Mektubu

ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, bu düşüncesini iletmek amacıyla, 5 Haziran 1964 tarihinde Başbakan İsmet İnönü’ye bir mektup gönderdi. Son derece kaba bir üslupla yazılan bu mektup, tarihe “Johnson Mektubu” olarak geçti. Mektupta, Türkiye’nin Kıbrıs’a tek taraflı müdahalesinin Türk ve Yunan tarafları arasında savaşa yol açabileceği ve NATO üyesi olan bu iki ülkenin savaşmasının kabul edilemez olduğu ifade ediliyordu. Türkiye’nin müdahale kararı almadan önce müttefiklerine danışması gerektiğine vurgu yapılıyordu.

Gecikmiş cevap

Mektupta ayrıca, ABD’nin Türkiye’ye sağladığı askeri malzemenin bu müdahalede kullanılmasına izin verilmeyeceği de belirtiliyordu. Türkiye, bu mektubun ardından müdahale kararından vazgeçti. İnönü,
21 Haziran 1964’te ABD’ye giderek Başkan Johnson ile bir görüşme yaptı. Burada, Türkiye’nin gecikmiş cevabını da şu sözlerle veriyordu: “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de onun içinde yerini alır.” Bu sözlerin sarfedilmesinden birkaç ay sonra, İnönü iktidarının da sonu gelecekti. O tarihlerde, Adalet Partisi’nin (AP) başına ABD Amerikan Morrison firmasının temsilcisi olan Süleyman Demirel geçmişti. Demirel’in Adalet Partisi, 1965 seçimlerinde yüzde 53 oy alarak tek başına iktidar oldu.

 


Dünya 1963 yılındaki katliama seyirci kaldı
Kıbrıs’ta tarihe ’Kanlı Noel’olarak geçen saldırılar 1963 Aralık ayında başladı. Rumların eğittiği silahlı güçlerin, 20 Aralık gecesi Lefkoşa’nın Tahtakale semtinde evlerine gitmekte olan bir grup Türk’ün otomobillerine açılan ateş sonucu Zeki Halil ve Cemaliye Emirali adlı iki Türk şehit düştü, bir grup Türk de yaralandı. 21 Aralık günü bu saldırıyı kınamak için Lefkoşa Türk Lisesi bahçesinde toplanan Türk öğrencileri EOKA çetesi mensupları tarafından kurşunlandı.

Rumları cesaretlendirdi

ABD’nin Türkiye’nin askeri müdahalesine karşı çıkarak Ada’da yaşanan katliamı seyretmesi, Rum saldırganlara daha da cesaret verdi. Rum çeteleri, kadın-erkek, genç-ihtiyar demeden Türklere karşı vahşice saldırdı. İngiltere ve Yunanistan hükümetleri nezdinde harekete geçen
Türkiye, Türklere yönelik saldırıların önlenmesini istedi. Makarios’un görüşmelere yanaşmaması ve saldırıların devam etmesi üzerine Türkiye, garantörlük hakkını tek başına kullanmaya karar verdi. 25 Aralık 1963 tarihinde Türk alayı, garnizonundan ayrılarak gerekli mevzilere yerleşti. Bu sırada Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı savaş uçakları da Lefkoşa üzerinde uyarı uçuşları yaptı.

364 Türk şehit olmuştu
Türk toplumuna karşı acımasız bir şekilde saldırıya geçen Rum radyosuna cevap vermek ve Türk toplumunun moralini yükseltmek gayesiyle Bayrak Radyosu yayına başladı. Kahpe saldırılar nedeniyle 103 Türk köyü boşaltıldı. Birleşmiş Milletler aracılığı ile köylerini terk etmek zorunda kalan Türklerle ilgili araştırma sonuçlarına göre, olaylarda 364 Türk şehit oldu.

 

Mehmetçik Kore’ye Türkiye NATO’ya
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin çağrısına uyan Türkiye, Güney Kore’ye 4 bin 500 kişilik bir askeri birlik gönderdi. Bu jestin karşılığı NATO’ya üyelik oldu

 

D oğu Bloku’nun resmen ortaya çıkmasının ardından Brüksel Paktı sonucunda kurulan Batı Avrupa Birliği’ne ABD ve Kanada da katılınca 4 Nisan 1949’da NATO kurulmuş oldu. Demokrat Parti hükümeti TBMM’nin onayını almadan 4 bin 500 kişilik bir askeri birliği ABD’nin Sovyetler’e karşı mücadele verdiği Kore’ye göndermesiyle Türkiye’nin NATO’ya üyeliğinin önü açılmıştı.

2 başvuruya ret

Gazeteci Ergun Hiçyılmaz, o dönemde yaşananları şöyle anlatıyordu: “Türkiye, ABD öncülüğünde Batı Bloku ülkelerince oluşturulan NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu. Ne var ki bu başvuru olumlu karşılanmayacak, Eylül 1950’de ikinci başvuru da onaylanmayacaktı. 21 Eylül 1951’de NATO, Türkiye’yi Yunanistan ile birlikte çağırmış ve gerekçe olarak Akdeniz güvenliğini göstermişti. NATO’nun bu kararında öncelikle Rusya’nın sert politikası kadar, Türkiye’nin Kore Savaşı’na katılması da büyük rol oynamıştı. Türkiye, Güney Kore’nin yanında yer almak için Kore’ye asker gönderme kararı almış 5 gün sonra da NATO’ya giriş başvurusunda bulunmuştu.”
20-24 Eylül 1951 tarihleri arasında Ottova’da toplanan Kuzey Atlantik Paktı Konseyi’ne dahil olan 12 devlet temsilcileri, Türkiye’nin üye olmasını tavsiye eden kararı, ittifakla tasdik etmişlerdi. Ardından Türkiye Atlantik Paktı üyesi olacaktı. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Türkiye’nin üyeliğini büyük bir memnuniyetle karşıladığını belirtecek ve şu açıklamayı yapacaktı: “Bu müspet gelişme, hükümetimizin takip etmekte olduğu ve milli bir politika olarak umumi efkarımızca kuvvetle desteklenmektedir. Sonuca barışçı ve azimli siyasetin tabii bir neticesi olarak bakmak doğru olur.”

En ağır zayiat

Kore’ye asker göndermekle NATO’ya üye olmanın daha kolaylaşacağı düşüncesinin bazı çevrelerde sık sık telaffuz edildiğini de hatırlatan Gazeteci Ergun Hiçyılmaz, şu gerçeğe dikkat çekmişti: “721 şehit, 2147 yaralı, 234 esir ve 175 kayıp Birleşmiş Milletler gücünün en ağır zayiatı olmuş ve Türkiye NATO ve dünya barışı için büyük bir bedel ödemişti.”

 


Adnan Menderes’e kredi yerine vaat

Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti döneminde Türkiye’nin NATO’ya girmesinden sonra ABD ile bir çok ikili antlaşma imzalanmıştı. 1954’de imzalanan “Askeri Kolaylıklar Antlaşması” ile Türkiye’de bir Amerikan stratejik hava üssü (İncirlik) kurulmasına izin verilmişti. Hatta 1958’de Irak devrimi sonrasında ABD’nin Lübnan çıkarması sırasında Türkiye’deki üslerin NATO amaçları dışında kullanılmasına göz yumulmuştu. Türkiye’den ABD’ye ilk üst düzey ziyaret, DP iktidarı döneminde 1954 yılında Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından gerçekleştirildi.  Başbakan Adnan Menderes’in ABD ziyaretlerinin ana gündem maddesi ekonomik ve askerî yardımlardı. Ancak stratejik müttefik, kredi yerine bir takım vaatlerde bulunmakla yetinmişti.

 

 
  Bugün 25 ziyaretçi (43 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=